İstanbul Tiyatro Festivali'nde ekonomik zorluklar
İstanbul Tiyatro Festivali'nin Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar, ekonomik koşulların sanat üretimini ve seyirci erişimini zorlaştırdığını, uluslararası yapımların sayısının azaldığını belirtti.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından organize edilen İstanbul Tiyatro Festivali, 30. kez sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar, etkinliklerin kent kültüründeki yeri, ekonomik şartların tiyatro üzerindeki baskısı ve geleceğe yönelik stratejiler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
BirGün'de yayınlanan habere göre, Dündar festivalin tarihçesine ve dönüşümüne dikkat çekti. Dündar, "İstanbul Tiyatro Festivali 37 yıldır gerçekleştiriliyor. Ekonomik zorluklar nedeniyle 2000–2017 yılları arasında iki yılda bir düzenlendi. Festival, 2017 yılında yeniden her yıl gerçekleştirilmeye başlandı ve izleyicilerin her yıl heyecanla beklediği bir etkinlik olarak kentin kültür-sanat ajandasında önemli bir yer kaplıyor. Festival şehirle birlikte nefes alıp veriyor; aynı zamanda bu şehirde yaşayanlara da nefes alacak bir alan açmayı hedefliyor. Uzun yıllar boyunca tiyatro ve dans alanında uluslararası işler izlemek için tek imkân İstanbul Tiyatro Festivali'yken, şimdi hem sezon boyunca kentimizi ziyaret eden yapımların artması hem de İstanbul Fringe Festivali, Atta Festival gibi festivallerin düzenlenmeye başlamasıyla kültür-sanat habitatını diğer aktörlerle paylaşıyor" dedi.
Dündar, küresel ve yerel gündemlerin festivalin yapısını etkilediğini vurguladı. "Yaşadığımız dönemlerin gerçeklikleri festivalin de kendi içinde dönüşmesini gerektiriyor ve sanırım dönüşümler son yıllarda çok daha hızlı gerçekleşiyor. Pandemi sonrası ihtiyaçlar, ekonomik krizler, sadece ülkemizin değil dünyanın gündemi de festivalin yapılma şeklini etkiliyor. Özellikle Avrupa'nın merkezinde olmayan ülkelerde sürekliliğin önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Bir festivali, hatta herhangi bir oluşumu, 37 yıl boyunca düzenleyebilmeyi, sürdürülebilir olması için adımlar atmayı başlı başına kıymetli buluyorum. Sadece festivali gerçekleştirmek yeterli değil tabii, şehrin büyüyüp gelişen çeperleriyle birlikte izleyicilerimiz de değişip dönüşüyor, biz de her programda en az bir iş izleyicilerimizi kalbinden yakalasın istiyor, bunun için emek veriyoruz" ifadelerini kullandı.
Ekonomik koşulların program içeriğine yansımalarını aktaran Dündar, uluslararası yapımların sayısında düşüş yaşandığını belirtti. Dündar, "Türkiye'de sanatçıların üretim süreçleri yaşanan ekonomik zorluklardan çok etkilendi. Festivalin bu alandaki tüm sorunların tek çözüm kaynağı olması pek tabii mümkün değil ama İKSV Genç Sanatçı Fonu ile genç sanatçıların üretim süreçlerini olabildiğince desteklemeye çalışıyoruz. Uluslararası yapımlar da ekonomik koşullardan çok etkileniyor; 2000'li yılların başında sayıları 10–12'yi bulan uluslararası yapımlar, pandemi sonrası sayıca daha az yer alıyor. Biz de kaynak geliştirme çalışmalarımızı farklılaştırarak tüm maliyetleri bilet fiyatlarına yansıtmamaya çalışıyoruz. Bilet kategorilerini olabildiğince geniş bir yelpazede tutup daha ulaşılabilir bilet fiyatlarına yer vermeye çalışıyoruz. Bununla birlikte uzun soluklu iş birliklerinin ve kurumsal desteğin de sürdürülebilirlik açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Uzun süreli destekler, içinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda festivalin programını ve seyircinin erişimini koruyabilmemiz açısından büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Gençlerin sanata erişimini kolaylaştırmak amacıyla uygulanan projelere değinen Dündar, öğrencilere yönelik indirimleri hatırlattı. Dündar, "Özellikle gençlerin sanata erişimini artırmak için beş yıldır sürdürdüğümüz Eczacıbaşı Genç Bilet uygulamamız var. Öğrenciler bu yıl da festival biletlerini 50 TL'den satın alabiliyorlar. İstanbul Tiyatro Festivali özelinde de genç izleyicilerin festival programına daha kolay erişebilmesini önemsiyor ve farklı yaş gruplarına yönelik erişim olanaklarını çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Her şey gibi bilet fiyatlarının da arttığı bir dönemde, özellikle öğrenciler için bu tür desteklerin kültür-sanatla kurulan ilişkinin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında festival programında ücretsiz etkinliklere de yer veriyoruz. Bu çalışmalarla, izleyicilerimizin yalnızca seyirci olarak değil, kültür-sanat deneyiminin aktif bir parçası olarak festivale katılmalarını amaçlıyoruz. Bu yıl adını Festival Artı olarak değiştirdiğimiz, ücretsiz etkinliklerin yer aldığı bu bölüme izleyicilerimizin dikkatle bakmasını öneririm" dedi.
Erişilebilirlik çalışmalarının uzun vadeli bir süreç olduğunu vurgulayan Dündar, geçen yıl başlatılan girişimlerin sonuçlarını paylaştı. Dündar, "Geçtiğimiz yıl başlattığımız erişilebilirlik çalışmaları henüz çok yeni bir alan olarak görülebilir, ancak bir şeyin büyüyüp gelişmesi için başlaması gerekli. Geçtiğimiz yıl Hamlet'i yaparken Down sendromu hakkında ne kadar az şey bildiğimizi ve pek çok önyargımız olduğunu gördük. Geçen yıl saha ekibimizde yer alan Down sendromlu çalışma arkadaşlarımız, bu yıl diğer festivallerde de çalışmaya devam edip vakfın birer parçası oldular. Ayrıca internet sayfamızı, broşürlerimizi izleyicilerimizin farklı ihtiyaçlarını gözeterek yeniden yapılandırdık. Bu süreci kentin imkânları elverdiğince 360 derece düşünmeye, daha önceki alışkanlıklarımızı sürekli sorgulayarak yeni kararlar almaya çalışıyoruz. Bu süreci izleyicilerimizi, İKSV ekiplerini ve festivalde yer alan sanatçıları kapsayacak şekilde adım adım genişletiyoruz. Ancak bu, hızla ilerleme gösterebileceğimiz bir alan maalesef değil; sabırla sonuçları izlemek ve bunun uzun soluklu bir süreç olduğunu kabul etmemiz gerekiyor" diye konuştu.
Festivalin geleceğine dair planlarını ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) iş birliğini açıklayan Dündar, "Rüzgâr Ağacı" adlı eserin repertuvarda kalacağını müjdeledi. Dündar, "Gelişimi düz, çizgisel olarak düşünmüyorum, bazen olanı koruyabilmek bile büyük çaba gerektiriyor. İçinde yaşadığımız gerçeklikleri görmezden gelip büyük hayaller kurmak bazen zor olabiliyor. Ancak hem festival hem de izleyicilerimiz için en iyisini yapmaya gayret ediyoruz" diyerek sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bu yıl kurduğumuz hayallerden biri gerçek oldu. İstanbul Tiyatro Festivali'nin 30. edisyonu için İDOB ile iş birliği yaparak birlikte bir eser siparişi verdik. Brezilyalı koreograf Fernando Melo, MDTistanbul dansçıları için 'Rüzgâr Ağacı' isimli eserini yeniden sahneye koyacak. Dünyada adından söz ettiren böylesine önemli bir koreografın MDTistanbul'un hünerli dansçılarıyla çalışması çok kıymetli. Eser, festivaldeki prömiyerinin ardından iki sezon boyunca İDOB'un repertuvarında sahnelenmeye devam edeceği için sürdürülebilir bir çalışmaya imza atmış olmanın sevinci içindeyiz."
TürkAta Haber Ajansı
Trabzon Gündemi